“Tipoloji ve Türkçe” Konferansı Gerçekleştirildi

Üniversitemizde, Türk Dünyası Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünün katkılarıyla, “Tipoloji ve Türkçe” konferansı gerçekleştirildi.

Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen’in konuşmacı olarak katıldığı konferansa Türk Dünyası Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hitmet Koraş, üniversitemiz personelleri, davetliler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, dilbilimsel yöntemlerle Türk Dilini ele almanın ve dil bilim dünyasında neler olup bittiğini öğrencilere sezdirmenin önemli olduğunu farkettikleri anda dil bilim dersi açtıklarını vurgulayarak, “Artık filolojinin de dilbilim dünyasına uzak kalma şansı olmadığını farkkettik ve dil bilim dersleri vermeye başladık” dedi.

Tipolojinin, tip belirlemesi yapan, tipik yapıları tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, dilbilimsel tipolojinin de dillerin tipik özelliklerini belirlemeyi amaç edinen bir dilbilim dalı olduğunu ifade etti.

“Dilbilimsel tipoloji dünyadaki doğal insan dillerinin farklılıkları üzerine odaklanır” diyen Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, dilbilimsel tipolojinin, hangi dillerin birbirleriyle akraba olabileceği ve hangi dillerin genetik olarak aynı kökten gelişmiş olabileceğine dair soruları cevaplandırmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.

Tipoloji veya dil evrenseli araştırmacısı olmak için birçok dilin temel dilbilgisi özelliklerine hakim olmak gerektiğine de değinen Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, “Ülkemizde pekçok kültürü barındırdığımız halde maalesef onlarca tipolog adı sayamamaktayız” ifadeleri ile konferans konuşmasını sürdürdü.

Türkçe’nin özellikleri ile bilgileri de konferans katılımcıları ile paylaşan Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, “Dilbilimsel tipoloji ne yalnızca dünyadaki dillerin biçimbilgisel analizlerini yapmaktan ibarettir ne de biçimbilgisel tipoloji analizleri dilleri; tek heceli, eklemeli ve bükünlü biçiminde sınıflamaktan ibarettir. Tipologlar dilleri sesbilgisel, sözdizimsel ve anlambilgisel bakımlardan da sınıflıyorlar. Ayrıca günümüzde biçimbilgisel analizlerde artık analitik, sentetik, birleştiren (kaynaştıran) diller gibi kategorilendirmeler de vardır. Bu anlamda Türkçe yalnız eklemeli değil aynı zamanda sentetik bir dildir” açıklamalarında bulundu.

Konferansının son bölümünde, Türkçe’nin de diğer birçok dil gibi, her düzlemdeki tipolojik görünümleri bakımından da dinamik bir yapıda olduğunu ve yeni eğilimler geliştirebileceğini kabul etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen, “Türkler hemen hemen hiçbir zaman dışa kapalı, yalıtılmış (izole) bir yaşam sürmediklerine göre dillerinin de durağan bir görünümde kalmasını beklememek gerekir. Değişimler dil araştırmacısına  ilk aşamada en basitinden anlatım bozukluğu, “yazım (imla)” hatası , dil yanlışı, bozulma, yozlaşma vb. gibi gelebilir ve değişimlere doğal olarak ilk aşamada direnç gösterilecektir. Ama bu belki de Türkçenin geleceğe uzanması için yeni koşullara ayak uydurması, belki yeni gereksinimlere göre gömlek değiştirmesi olarak bile yorumlanabilir. Belki Latince gibi köklü bir bilim ve sanat dili, gömleğini değiştiremediği için bugün neredeyse ölü diller içinde sayılıyor” ifadeleri ile konuşmasını sonlandırdı.

Program, Türk Dünyası Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hikmet Koraş’ın günün anısına Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen’e hediye takdim etmesinin ardından sona erdi.